İSLAMİ BÜYÜK DOĞU AKINCILAR CEPHESİ (İBDA-C)
NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN ''BÜYÜK DOĞU'' FİKRİYATINDAN ETKİLENEREK ORTAYA ÇIKMIŞ BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR.LİDERİ SALİH MİRZABEYOĞLU'DUR (LAKABIYLA SALİH İZZET ERDİŞ).BU ŞERİATÇI TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAHLI MÜCADELEYLE BİRYERLERE VAMAYA AMAÇ EDİNMİŞTİR.FİKRİYATLARI, BÜNYESİNDV BULUNAN MİLİTANLARI VE DİĞER YÖNÜYLE SEMPATİZANLARI TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİN SON DERECE TEHLİKEKLİ OLABİLECEK BOYUTTADIR...................................................................
İBDA-C GERÇEĞİ
S. MİRZABEYOĞLU
...İBDA-C
Önderliğini Salih Mirzabeyoğlu'nun yaptığı örgütün ilk nüveleri 1975 yıllarına dayanıyor. 1975 yılında MSP'nin yan örgütlenmesi görünümündeki Akıncılar içinde, çoğu önemli yerlerde görev yapan bir grup öğrenci Necip Fazıl'ın düşüncelerinden etkilenerek "Gölge" adında bir dergi çıkarmaya başladılar. Necip Fazıl'ın Büyük Doğu fikrini benimseyerek, onu kendilerine manevi önder olarak kabul ettiler. AK-DOĞUŞ'çuları (İBDA-C'nin '80 öncesi kullandıkları isim) o dönem diğer İslamcılardan ayıran en önemli özelliği, geleneksel İslami dünya görüşüne nazaran daha net, somut ve radikal gibi gözüken bir İslami dünya görüşüne sahip olmalarıydı. O güne kadar ki bütün İslamcıların hedefleri ve programları, genelde pek anlaşılmayan, muğlak, kısacası "Asr-ı Saadet" diye tanımladıkları peygamber ve 4 halife dönemine dönmek anlamına gelen bir "hedef"ten ve '"program"'dan ibaretti. Ancak Ak-Doğuşçular "Baş Yücelik" adını verdikleri Necip Fazıl'ın teorize ettiği ve kendilerinin de küçük uyarlamalarla benimsedikleri bir devlet düzeni hedeflerler ve bu hedefe ulaşmak için 3 maddeden oluşan bir programları vardı.
Bu program şu maddelerden oluşmaktaydı:
"1) 'Düşman' güçlerini şoka uğratıp, panik havası içinde daha da saldırganlaştırmak ve böylelikle 'gerçek yüzlerinin açığa çıkmasını' kolaylaştırıp, hızlandırmak;
2) Genelde Müslüman kitleleri, özelde de İslamcı kadroları içinde bulundukları uyuşukluk ve pasifizmden sıyırmak amacıyla İslamcı kurum ve kuruluşların statükolarını bombardımana tutmak;
3) Bütün bu süreçlere paralel olarak geniş bir kitle çalışması ve bunun bağrında dar kadro çalışması sürdürmek."
12 Eylül öncesinde çeşitli miting ve gösterilerde boy gösteren örgüt, silahlı çatışmalarda bazı militanlarını kaybetti. 1979 yılında, grup tarafından Akıncı Güç dergisi çıkarılmaya başlandı. Akıncılar, Anadolu'dan silahlı eğitim kampları kurdular ve IKP-C adıyla çeşitli eylemler düzenlediler. Yandaşları için Gönüldaş tabirini kullanan hareket, 1 Ağustos 1984'de fiili bir örgütlenmeye giderek, kendilerine Necip Fazıl’ın Büyük Doğu idealine dayanarak İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi: IBDA-C ismini verdiler.
Kendileri dışındaki Nurcu, Milli Görüşçü bütün İslamcı gruplara sert muhalefet gösteren örgüt yanlıları, daha çok şehirlerde yaşıyor ve topluma yabancılaşan problemli kişiliklerden oluşuyor. IBDAcılar yayınlarında son derece ahlaksız, bayağı yakıştırmalar ve ifadeler kullanıyorlar.
IBDA hareketinin fikir temeli, silahlı ihtilal ve şiddete dayanıyor. Hareket adına çıkan kitaplar ve süreli yayınlar genç ve dinamik İslamcıları şiddete dayalı küçük örgütlenmelere yönlendiriyor. Birbirinden bağımsız küçük terör gruplarının ise, takibi ve belirlenmesi oldukça zorlaşıyor. Günümüzde, Güneydoğu’da PKK'ya uyumlu bir faaliyet sergileyen IBDA-C, bu tavrıyla Suriye-Lübnan tarzı bir savaş stratejisi yürütüyor........................................................................................................................................
Eylem Hedefleri ...
1. Sansasyonel olması açısından camilere,
2. Azınlıklara ait kilise, vakıf ve merkezlere,
3. TV vericileri, gazeteler ve ilgili derneklere,
4. Atatürk heykellerine,
5. Birahane, banka ve oyun salonları ile tekel bayilerine,
6. Güç gösterisinde bulunmak, kitleleri sindirmek ve kendilerine maddi kaynak sağlamak amacıyla esnaflara yönelik eylemler gerçekleştirmektedirler.
Örgüt, kamuoyunun dikkatini çeken eylemlerle sık sık gündeme gelmesine rağmen, sergilediği görüntünün aksine geniş bir tabana sahip değildir. Kendini olduğundan fazla gösterebilmek ve kamuoyunun sürekli olarak gündeminde kalabilmek düşüncesini taşıyan örgüt; risksiz ancak sansasyonel eylemlere yönelmekte hatta yayınlarında, gerçekleştirmediği bir çok eylemi de kendi mensupları yapmış gibi üstlenmektedir. Özellikle gelenekçi İslami kesimleri devletin yanında yer almak ve pasif davranmak ve müslümanları pasivize etmekle de suçlayan örgüt kendisi dışındaki oluşumlar tarafından provokatör olarak nitelendirilmektedir. Son dönemde yasadışı örgütün eylemlerinde görülen azalma, güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlarla örgütün önemli ölçüde pasivize edildiğini göstermektedir. Ancak örgütte hiyerarşik bir yapılanma bulunması ve birbirinden bağımsız cephelerden meydana gelmesi ve örgüt başının tutuklanmasından sonra, cezaevinde ziyarete gelen örgüt mensuplarına aralıksız eylem yapmalarının gerektiği konusunda talimat vermesi sebebi ile, eylem yapabilecekleri değerlendirilmektedir.
Lideri ve militanlarının büyük bir bölümü cezaevinde bulunan örgütün son dönemde çeşitli basın yayın organlarının Internet ve e-mail adreslerine gönderdiği radikal söylem ve spekülasyona dayalı maksatlı haberlerle, kamuoyunun dikkatini çekmeye matuf arayışlara yöneldiği ve bu suretle Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bir tehdit unsuru olduğu imajını yaratmaya çalıştığı gözlenmektedir
(BU YAZIDAKİ BİRÇOK İÇERİK www.irtica.org SİTESİNDEN ALINTIDIR)