İSLAMCI CEMAAT VE CEMİYETLER BİRLİĞİ-
(KAPLANCILAR)
[BU İLLEGAL YAPILANMA REJİM ALEYHTARLIĞINDA
ÇOK BÜYÜK BİR TEHDİT UNSURUDUR, KENDİLERİNCE BİR DE UYDURUK HİLAFET DEVLETİ İLAN ETMİŞLERDİR, YANİ ARTIK DİĞER YÖNDEN TEHDİT BOYUTUNU SİZ DÜŞÜNÜN...
BU TİP YAPILANMALAR DİNİ KULLANIP CAHİL HALK KİTLESİNİ ARKASINA ALIP KENDİ BÜNYELERİNDE MİLİTANLAŞTIRMA ÇABASINDADIRLAR.EĞER BÖYLE BİR GİDİŞATA DUR DEMEK İSTİYORSAK TÜM BUNLARA KARŞI BİLİNÇLİ OLMAMIZ GEREKMEKTEDİR, DEVLETİN BU YAPILANMALARI GÖRMESİ İÇİN ACABA NEKADAR DAHA HAYKIRMAMIZ GEREKECEK?]
ŞİMDİ AŞAĞIDA CEMALLEDİN KAPLAN'IN DİNİ NASIL KULLANIP KENDİ YAPILANMASINA ADAM ÇEKTİĞİNE TANIKLIK EDECEKSİNİZ.VE BU SÜRV ZARFINDA SÖZDE KURMUŞ OLDUKLARI HİLAFET DEVLETİNİ VE TEHDİT BOYUTLARINA TANIKLIK EDECEKSİNİZ
... (İZLEYİN)KAPLAN ANLATIYOR
HİLAFET DEVLETİ-1
HİLAFET DEVLETİ-2
HİLAFET DEVLETİ-3
HİLAFET DEVLETİ-4
HİLAFET DEVLETİ-5
_______________________________________________
İSLAMCI CEMAAT VE CEMİYETLER BİRLİĞİ-(KAPLANCILAR)
Merkezi Almanya'nın Köln şehrinde bulunan İslam Cemiyet ve Cemaatler Birliği -İCCB- (kamuoyunda bilinen adıyla Kaplancılar) 1985 yılında Cemalettin Kaplan tarafından kuruldu. Cemalettin Kaplan, 1966-1981 yılları arasında yaklaşık olarak 15 yıl müftülük yaptı. 1977 yılında seçimlerde MSP'nin Erzurum milletvekili adayı oldu. Ama seçilemedi. Adana'da bulunduğu süreç içerisinde şehrin önde gelen toptancı-tüccarlarıyla ve yerel Nakşi şeyhleriyle yakın ilişkiler geliştirdi. 1978 yılında "siyaset yaptığı" gerekçesiyle yardımcısı ve bir imam tarafından şikayet edildi. Adana'da sıkıyönetimin ilanıyla birlikte hakkında soruşturma açıldı. 1981 yılında Almanya'ya gider. Kendisinin Almanya'ya Erbakan'ın isteğiyle gittiğini söyleyen Kaplan, burada MSP'ye yakınlığıyla bilinen Anadolu Milli Görüş Teşkilatları'nda görev alır. Kaplan, Milli Görüş örgütlenmesi içerisinde "İrşad ve Fetva Komisyonu Başkanlığı" yapar. Kaplan'ın Almanya'da siyasi mülteci statüsü almasını sağlayan kişi, adı birçok cinayete, katliam ve provokasyona karışan eski AP ve MHP milletvekili faşist Murat Bayrak'tır. 1983 yılında Cemalettin Kaplan'ın yolu Milli Görüşçülerle ayrılır. Bundan iki yıl sonra İslami Cemiyet ve Cemaatler Birliği'ni kurar.
Cemalettin Kaplan önceleri İran'la çeşitli düzeylerde ilişki kurdu. Hatta kendisi 1985 yılında İran'a gitti. Gerek söylemlerinde gerekse de çalışma tarzında İran'ın biçimsel etkilerini görmek mümkündür. Kaplan da Humeyni'nin Paris'te kaldığı yıllardaki gibi kasetlerle, bildiri, kitap ve broşürlerle "tebliğ" yapıp, iktidarı almayı hedefliyordu. Nitekim İCCB'nin temel faaliyeti bu propagandalardan başka bir şey olmamıştır. Kaplan'ın İran'a yönelik yaklaşımı '92 yılından itibaren ise değişmeye başlamıştır. Kaplan bu yıllardan itibaren daha mesafeli yaklaşmaya başlamıştır.
İCCB, "İslam dinini, hem devlet ve siyaset, hem de ibadet" olarak ele aldığını belirtmiş; 1992 yılında Almanya'da "Anadolu Federe İslam Devleti"nin kuruluşunu ilan etmiştir. Önceleri kendini "İCCB emiri" ilan eden Cemalettin Kaplan "devlet ilanıyla" birlikte "Halife" seçilmiştir. Cemalettin Kaplan 1995 yılında Almanya'da öldü. Ölümünden sonra İCCB içerisinde çeşitli ayrılıklar yaşandı. Yerine oğlu Metin Kaplan "Halife" seçildi.
Metin Kaplan ise Mart 1999'da Almanya tarafından tutuklandı.
İCCB'nin temel ilkelerine şöyle bir bakacak olursak; hem kofluklarını hem de söylediklerinin içinin boşluğunu daha net anlamış oluruz. İCCB temel ilkelerini şöyle ifade ediyor:
-"Gayemiz: İslam Devleti Hakimiyet: Allah'a mahsustur Anayasa: Kuran-ı Kerim'dir Nizam: Şeriattır Metod: Tebliğdir Mevzu: Hakkın hakimiyetidir Tebliğ vasıtaları: Meşru her vasıtadır Tebliğin üslubu: Açık, net ve kesin Silah: İlim (Ayet, Hadis, akıl ve mantık) Siper ve kalkan: Sabır, tahammül ve müdafaa (Tebliğ devrinde silaha sarılma, kaba kuvvete başvurma, mukabele-i bilsimil yapmak yoktur) Günün Türkiyesi: Dünün Mekkesi'dir"
Aslında Kaplancıların şişirilmesi de 12 Eylül sonrası bizzat cunta eliyle olmuş, Kenan Evren ülke içerisinde mitinglerle ayetlerle, Mustafa Kemal'in sözlerini birlikte okurken özellikle 1986'lardan itibaren "Kara Ses"in de ne kadar tehlikeli olduğunun propagandasını yapmıştır. Böylelikle Suni bir düşman da yaratılmış oluyordu.
Kaplancılar yine devlet içinde laiklik karşıtı güçler tarafından kuvvlenmiştir.Ve bu kuvvet sayesinde devlete saldırma pratiğini içinde bulundurmuştur.
...